Efendimsin cihânda i'tibârım varsa sendendir
Meyân-ı âşıkânda iştihârım varsa sendendir
Benim feyz-i hayâtım hâsıl-ı rûh-ı revânımsın
Eğer sermâye-i ömrümde kârım varsa sendendir
Veren bu sûret-i mevhûme revnak, reng-i hüsnündür
Gülistân-ı hayâlim nevbâharım varsa sendendir
Felekden zerre mikdâr olmadım devrinde rencide
Ger ey mihr-i münîr âh u zârım varsa sendendir
Senin pervâne-i hicrânınam, sen şem'-i vuslatsın
Be-her şeb hâhiş-i bûs u kenârım varsa sendendir
Şehîd-i aşkın oldum lâle-zâr-ı dâğdır sinem
Çerâğ-ı türbetim şem'-i mezarım varsa sendendir
Gören sergeştelikde girdâb-ı dest zann eyler
Fenâ-ender-fenâyım her ne varım varsa sendendir
Niçün âvâre kıldın gevher-i gaitanın olmışken
Gönül âyînesinde bir gubârım varsa sendendir
Şafak-tâb eyledin peymânemi hûnâb ile sâkî
Sabâh-ı sohbet-i meyde humarım varsa sendendir
Sanadır ilticâsı Gâlibin yâ Hazret-i Mevlâ
Başımda bir külâh-ı iftihârım varsa sendendir....
ŞEYH GALİP
(*Galata Mevlevîhanesi/Şeyh Galip Hazretleri Makâm-ı Şerîfi)
Perşembe
Pazar
!
İmam-i Azam Hazretleri bir gün köyün birinden gecerken;
"Baktim yerde bir cocuk oynuyordu. İcimde bir harp basladi. Cocukla konusasayim mi, konusmayayim mi? Bir taraftan icim dedi ki cocuk o ya, ne anlar, ne konusacaksin. Bir tarafta dedi Allah Resulu cocuklari cok severdi, saclarini oksardi, selam verirdi, sen de oyle yapsana. "
İcerde bir carpisma var.
"E hadi dedim, Allah Resulu'nun dedigi gibi yapayim. Gittim, dedim ki "Esselamu aleykum ya veledi" bir bakti cocuk yuzume "Ve aleykum selam, Numanidin-i sabi" dedi. Babamin kunyesiyle beraber ismimi soyledi. "
"Ben" diyor "Dizlerimin bagi cozuldu, oldugum yere oturdum. Simdi cocuga baktim, hic tanimiyorum. "
Cocuga soruyor;
- Sen beni tanir misin?
- Tanirim Ya İmam.
- Nereden tanirsin?
- Eles bezminde kalu bela derken, sen benim onumde oturuyordun Ya İmam.
"Ben" diyor " Hemen konuyu degistirdim"
- Bana insanoglunun aklini tarif eder misin?
- Edeyim Ya İmam. Başlıca 2 kisma ayrilir. Birine akl-ı nâd denir, birine akl-ı mâş denir, her ikisi de 26'şar kola ayrilir. Netice 52 türlüdür.
- Peki akl-ı nâd neye denir? Akl-ı mâş neye denir?
- Sen demin ordan geliyordun, ben de burada oynuyordum. Sumuklerim de akiyordu boyle topraklara karisti.
Dedin ki " Şuna selam vereyim. Sonra vazgectin cocuk dedin, ne anlar o dedin. O senin akl-ı mâş . Sonra dedin ki "Allah Resulu Muhammed Mustafa (s.a.v) cocuklari cok severdi, onlarin saclarini oksardi, selam verirdi, her cinsten ve kaliteden insanlar tenezuleten oturur ve konusurdu, haliyle hallenir, derdiyle dertlenirdi, hadi ben Allah Resulu'nu taklit edeyim dedin, geldin bana selam verdin. O da senin akl-ı nâd'indi.
Hz.İmam diyor ki "Busbutun sasirdim, cocuk ayaga kalkti.
- Ben gidiyorum.
-Nereye gidiyorsun?
-Oynuyacagim.
-Guzel guzel konusuyorduk ya simdi?
- O ilmimin ihtizasi.
- E oyuna gideceksin?
- O da nefsimin ihtizasi. Cocugum ben. Oynuyacagim.
Basladi kosmaya, ayaga bir yere takildi, dusecekti "Aman oglum" dedim arkasindan yakalayayim diye cocugu, döndü;
- Ne var?
- Tutayım dusmeyesin.
- Ben dusersem, cocugum ben Ya İmam, dizimi vurursam dizim kanar, kafami vurusam kafam kanar.
Sen kendine dikkat et. Sen dusersen arkandaki butun Ummet-i Muhammed dusecek.
Peygamber Efendimiz'in tavsiyeleri uzerine - M.Nezih Tolan(k.s)
"Baktim yerde bir cocuk oynuyordu. İcimde bir harp basladi. Cocukla konusasayim mi, konusmayayim mi? Bir taraftan icim dedi ki cocuk o ya, ne anlar, ne konusacaksin. Bir tarafta dedi Allah Resulu cocuklari cok severdi, saclarini oksardi, selam verirdi, sen de oyle yapsana. "
İcerde bir carpisma var.
"E hadi dedim, Allah Resulu'nun dedigi gibi yapayim. Gittim, dedim ki "Esselamu aleykum ya veledi" bir bakti cocuk yuzume "Ve aleykum selam, Numanidin-i sabi" dedi. Babamin kunyesiyle beraber ismimi soyledi. "
"Ben" diyor "Dizlerimin bagi cozuldu, oldugum yere oturdum. Simdi cocuga baktim, hic tanimiyorum. "
Cocuga soruyor;
- Sen beni tanir misin?
- Tanirim Ya İmam.
- Nereden tanirsin?
- Eles bezminde kalu bela derken, sen benim onumde oturuyordun Ya İmam.
"Ben" diyor " Hemen konuyu degistirdim"
- Bana insanoglunun aklini tarif eder misin?
- Edeyim Ya İmam. Başlıca 2 kisma ayrilir. Birine akl-ı nâd denir, birine akl-ı mâş denir, her ikisi de 26'şar kola ayrilir. Netice 52 türlüdür.
- Peki akl-ı nâd neye denir? Akl-ı mâş neye denir?
- Sen demin ordan geliyordun, ben de burada oynuyordum. Sumuklerim de akiyordu boyle topraklara karisti.
Dedin ki " Şuna selam vereyim. Sonra vazgectin cocuk dedin, ne anlar o dedin. O senin akl-ı mâş . Sonra dedin ki "Allah Resulu Muhammed Mustafa (s.a.v) cocuklari cok severdi, onlarin saclarini oksardi, selam verirdi, her cinsten ve kaliteden insanlar tenezuleten oturur ve konusurdu, haliyle hallenir, derdiyle dertlenirdi, hadi ben Allah Resulu'nu taklit edeyim dedin, geldin bana selam verdin. O da senin akl-ı nâd'indi.
Hz.İmam diyor ki "Busbutun sasirdim, cocuk ayaga kalkti.
- Ben gidiyorum.
-Nereye gidiyorsun?
-Oynuyacagim.
-Guzel guzel konusuyorduk ya simdi?
- O ilmimin ihtizasi.
- E oyuna gideceksin?
- O da nefsimin ihtizasi. Cocugum ben. Oynuyacagim.
Basladi kosmaya, ayaga bir yere takildi, dusecekti "Aman oglum" dedim arkasindan yakalayayim diye cocugu, döndü;
- Ne var?
- Tutayım dusmeyesin.
- Ben dusersem, cocugum ben Ya İmam, dizimi vurursam dizim kanar, kafami vurusam kafam kanar.
Sen kendine dikkat et. Sen dusersen arkandaki butun Ummet-i Muhammed dusecek.
Peygamber Efendimiz'in tavsiyeleri uzerine - M.Nezih Tolan(k.s)
Salı
Bu dünyada bir rüyada olduğunu bilen nasıl bir hayat yaşar...?
Herkes gibi yaşar...
Ancak herkes gibi duygulanmaz, algılamaz ve istemez...
Bilen kişi hayatın yani rüyanın akışına karışmaz, hiçbir olayı, kimseyi yargılamaz...
Dünyanın hiçbir alanına ne maddi ne manevi hiçbir yatırım yapmaz, hiçbir şeyden ve kimseden medet ummaz...
Hiçbir şeye bağımlı değildir, hiçbir ritüeli, dini, inancı savunmaz...
Hem yalnızdır hem de tüm kainatı içinde barındırır...
Kitleleri yönetmez... O hazır olduğunda öğrencisi onu bulur...
Salt boş bir testi misali sadece ikiliksiz olan HAKİKATE hizmet eder, ikilikli yaşamlara gerçeklik vermez...
Kendi yaşamıyla örnek olur, öğretir hakikatı ama vaazlar vermez...
Kendi zihninde daima dünyanın ayartmalarının farkındadır ve en yüksek dikkat ile onların ağına tekrar düşmemek için gayret eyler...Bazen sendelese dahi O daima korunur...
Doğa onun için ikiliklerin aynasıdır ve ondan öğrenir ama ona ne tapar ne de romantik duyguların eşliğinde ondan büyülenir...
O bilir, her şeyin ve herkesin tek bir ruhun yansıması olduğunu ve ona göre tüm süslerden ve çarpıtmalardan arınmış bir algı ile bakar dünyaya...
O bilir, dünyada olmuş ve olacak gibi görünen hiçbir şeyin GERÇEKLİKTE olmadığını ve tüm görüngelerin bir illüzyon olduğunu. Tıpkı çöldeki serap gibi...
O bilir, mucizelerin taşıyıcısı olduğunu ve onları ayrımsız bu dünyaya armağan eder...
O bilir, TEKOLANIN nefesi bir vahiy olarak indiğinde zihnine, Birliğin düğününün gerçekleştiğini ve en üst “makamda” dünyaya hizmet etmesi gerektiğini...
O bilir, TANRI ile BİR olarak yeryüzünde iz sürdüğünü ve uyanışın çanlarını çaldırdığını...
Ve bu yola başını koymuştur, postunu bağışlamıştır çünkü O bilir, ölen bedendir RUH olan sınırsız ve ebedidir...
Alıntı
Gül
"Ey bâkir cümbüşü her özleyişten sıcak
Bin uykuya yaslanmış sessiz kamaşan şafak;
Her bahçenin üstünde ve her ufuktan başka,
Yıldızların tuttuğu ayna, ezelî aşka,
Bir sır gibi hayattan ve ölümden öteye
İlk arzunun toprağa mal olmuş lezzetiyle..."
(Ahmet Hamdi Tanpınar)
Bin uykuya yaslanmış sessiz kamaşan şafak;
Her bahçenin üstünde ve her ufuktan başka,
Yıldızların tuttuğu ayna, ezelî aşka,
Bir sır gibi hayattan ve ölümden öteye
İlk arzunun toprağa mal olmuş lezzetiyle..."
(Ahmet Hamdi Tanpınar)
Cuma
Perşembe
HZ. MEVLÂNA 26
Başımı koyduğum her yerde secde edilen O’dur.
Dört köşe ve altı bucakta tapılan, hep O’dur.
Bağ, gül, bülbül, sema, sevgili. Bütün bunlar hep bahanedir;
Yalnız ve asıl maksut hep O’dur.
Dört köşe ve altı bucakta tapılan, hep O’dur.
Bağ, gül, bülbül, sema, sevgili. Bütün bunlar hep bahanedir;
Yalnız ve asıl maksut hep O’dur.
HZ. MEVLÂNA 25
Belki birdenbire Tanrı tarafından bir inayet erişir.
Ben böyle beklenilmeyen inayetlerin kuluyum, kölesiyim.
Ben böyle beklenilmeyen inayetlerin kuluyum, kölesiyim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







