Salı
Bu dünyada bir rüyada olduğunu bilen nasıl bir hayat yaşar...?
Herkes gibi yaşar...
Ancak herkes gibi duygulanmaz, algılamaz ve istemez...
Bilen kişi hayatın yani rüyanın akışına karışmaz, hiçbir olayı, kimseyi yargılamaz...
Dünyanın hiçbir alanına ne maddi ne manevi hiçbir yatırım yapmaz, hiçbir şeyden ve kimseden medet ummaz...
Hiçbir şeye bağımlı değildir, hiçbir ritüeli, dini, inancı savunmaz...
Hem yalnızdır hem de tüm kainatı içinde barındırır...
Kitleleri yönetmez... O hazır olduğunda öğrencisi onu bulur...
Salt boş bir testi misali sadece ikiliksiz olan HAKİKATE hizmet eder, ikilikli yaşamlara gerçeklik vermez...
Kendi yaşamıyla örnek olur, öğretir hakikatı ama vaazlar vermez...
Kendi zihninde daima dünyanın ayartmalarının farkındadır ve en yüksek dikkat ile onların ağına tekrar düşmemek için gayret eyler...Bazen sendelese dahi O daima korunur...
Doğa onun için ikiliklerin aynasıdır ve ondan öğrenir ama ona ne tapar ne de romantik duyguların eşliğinde ondan büyülenir...
O bilir, her şeyin ve herkesin tek bir ruhun yansıması olduğunu ve ona göre tüm süslerden ve çarpıtmalardan arınmış bir algı ile bakar dünyaya...
O bilir, dünyada olmuş ve olacak gibi görünen hiçbir şeyin GERÇEKLİKTE olmadığını ve tüm görüngelerin bir illüzyon olduğunu. Tıpkı çöldeki serap gibi...
O bilir, mucizelerin taşıyıcısı olduğunu ve onları ayrımsız bu dünyaya armağan eder...
O bilir, TEKOLANIN nefesi bir vahiy olarak indiğinde zihnine, Birliğin düğününün gerçekleştiğini ve en üst “makamda” dünyaya hizmet etmesi gerektiğini...
O bilir, TANRI ile BİR olarak yeryüzünde iz sürdüğünü ve uyanışın çanlarını çaldırdığını...
Ve bu yola başını koymuştur, postunu bağışlamıştır çünkü O bilir, ölen bedendir RUH olan sınırsız ve ebedidir...
Alıntı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder