Cumartesi

BİR DERVİŞ'TEN


Emanete ihanet etmeyin
Halinizden şikâyet etmeyin

Büyüğünüze emretmeyin
Bos şeylerde ısrar etmeyin

Cahillerle sohbet etmeyin
Nefesinizi boşa tüketmeyin
Insanları bekletmeyin
Etrafınızı kirletmeyin
Hayatinızı mahvetmeyin

Kimseye minnet etmeyin
İnsanları yüzüne karşı methetmeyin
Kimseye küfretmeyin
Kötülüğe meyil etmeyin
Sırrınızı açık etmeyin
Her şeyi merak etmeyin

Suçunuzu inkâr etmeyin
Şerefinizi kaybetmeyin
Vataninizi terk etmeyin
İyiliğe niyet edin
Büyüklere hürmet edin
Sıkıntıya sabredin

Aza kanaat edin
Sözünüzde sebat edin
Bildiğinizle amel edin
Hatanızı Kabul edin
Yaramaz ise def edin
Varken tasarruf edin

Âlimlerle sohbet edin
Nefsinizle inat edin
Sofranıza davet edin
Zararlıysa men edin
Seviyorsanız ifade edin
Kalpleri fethedin

Misafire ikram edin
Muhtaca yardim edin
Bilseniz de istişare edin
Tehlikeye dikkat edin
Hakkı teslim edin
Unutacaksanız kaydedin

Esirgemeyin lütfedin
Gariplere merhamet edin
Kazanmaya gayret edin
Çalışanı takdir edin
Basarîyi tebrik edin
Mazereti kabul edin

Her an tevekkül edin
Hastaları ziyaret edin
Çocuğunuzu terbiye edin
Herkese tebessüm edin
Güvenseniz de kontrol edin
İnanmayana ispat edin
Fakirleri gözetin

Pazartesi

YAŞAMA SANATI'NDAN


"Elimizdekilerle yetinmeyi öğrenelim.
Yanlış kanaatlerimizi silkip atalım.
Sakin bir ev, kendi yetiştirdiğimiz çiçekler, ilham verecek kitaplar, sevilmeye değer bir kaç arkadaş, acı ve pişmanlık vermeyen masum eğlenceler, gerçeğe bağlılık, güven, ümit ve sevgi dolu sade bir imân elde etmek için yüksek ideallere ulaşmaya bakalım.

Dünya, bütün zevk ve neşesini bu gibi hayat felsefesi sahiplerine ayırmıştır."

Josep H. Doodsen

Pazar

İSTANBUL İŞTE




" Dünyaya tek bir bakış fırlatacak olsanız, İstanbul'da donup kalırdınız."

Alphonse de Lamartine

Cuma

SÖZ

"Neleri bilmediğini bilen çoktur...
Güçlük, neleri hiçbir zaman bilemeyeceğini bilmektir."

CENAP ŞEHABETTİN

DÎVAN'DAN

Bizden beziyorsun, sıkılıyorsun, etme bu işi; kızıyorsun, yüz çeviriyorsun bizden, çevirme.

Kendi kârını düşünüyorsun, kendi faydanın kaydına düşmüşsün, bizim de ziyanımızı istiyorsun; hiç kimsecik kâr etmedi bundan, ziyan ediyorsun sen de, etme bunu.

Bundan böyle ziyanımızı istememiye râzı oldun, fakat etme; kimin; kimlerin râzı olması için bu işe katlanıyorsun?

Şarap yerine gam sirkesi veriyorsun, verme. Ne diye derede kan ırmağı akıtmadasın? Akıtma.

Yüzümden zevk, neşe sevincini gideriyorsun, giderme. Başkalarına yüzümü hedef tutuyorsun, tutma.

Hem mazlum öldürmedesin, hem acınmada; yol vuran da sensin, feryad eden de sen, etme.

Elim, ayağım, hiç bir işe yaramıyor, çünkü sevgilinin sarhoşuyum; bırak sarhoşu yıkılıncayadek, ne diye çekip duruyorsun? Çekme.

Diyorsun ki: Gel, sana sabrı çoban edeyim; kuzuya ne diye kurdu çoban edersin? Etme.

Gündüzün zahitsin, geceleyin zahitleri öldürürsün; bu gece uzlaşma, barış gecesi, fakat gene de o işi yapıyorsun, yapma.

A güzelim, dostlar, kıskançlıktan birbirlerine düşmen kesildi; bu dostu ne diye öbürüne düşman edersin? Etme.

Şarap içme diyorsun, şarap vermiyeceksen ne diye mahmuru, dudakları kupkuru bırakırsın? Yapma bunu.

Dümdüz, ok gibi yürü, havamızda uç diyorsun; pek âlâ fakat doğru oku ne diye tutar da bükersin, yay haline getirirsin? Etme bu işi.

Sus diyorsun, fakat beni susturmıyan da gene sensin; her kılımı, aşkınla bir dil haline getirirsin, getirme.

Mevlana Celaleddin
(II-LXXXII-399)

Salı

TAŞLI YOL

Aşklar, dostluklar, bir arada olmalar
Hangi birine yetiş, geçtim, öderim.
Eşler, çocuklar, ölmüşlerin yakınları
Sonradan katılanlar, kaçtım, öderim.

Çığlık ve kısık çağrı
Kimi mi çağırdım, bilsem söylerim.
Gün gelir, bırakır, başlar yalnızlık
Ne için, kimdi, bilsem söylerim.

Yaşlanmak, gözyaşları olmadık hüzünlerde
Sızar, görürsünüz çoğunuz
Kıyı köşe, durmayın üzerinde
Gördünüz mü giderim.

Ne yaptım ben size
Bana siz ne yaptınız taşlamak dışında
Zaten taşlı yolumu
Ki bu kadar acı verir, söylerim.

Ey söz ulaştıranlar birinden ötekine
Bana da dersiniz, dinlerim.
Sonra da arkamdan-
Bilmem mi gülerim.

Ki bugüne beni siz mi getirdiniz
Çıkar tanıyanları, vardır elbet bildiği
Kimleri boşladım, borçlarım kimedir
Ödedim, öderim.

Çıkar bildiklerini, kalır elbet sevdiği
Bir iskambil- sararır yüzünüz
Kimin ne çektiği-
Ödedim, öderim.

Behçet Necatigil

Perşembe

HZ.MEVLÂNA - VII

"Sen cânı da bir bil, bedeni de.
Yalnız sayıda çoktur onlar alabildiğince.
Hani bademler gibi, bademler gibi.
Ama hepsindeki yağ bir."