"Hey gönül; söküp götürse de yokluk seli varlığımızı, üzülme.
Nuh gibi kaptanın var... Üzülme."
Şirazlı Sadî
Pazartesi
BAYRAM
"Ya bayramlar bayram olsun kurtulsun
ya da
bayram yazan takvimler cayır cayır yırtılsın..."
Abdurrahim Karakoç
ya da
bayram yazan takvimler cayır cayır yırtılsın..."
Abdurrahim Karakoç
Perşembe
Çarşamba
HZ.MEVLÂNA - VI
Benim ilk âşk hikayemi işittiğim dakika başladım seni aramaya, ne denli kör olduğumu bilerek değil.
En sonunda, bir yerde karşılaşmaz birbirleriyle âşıklar.
Her zaman birbirlerindedir onlar.
En sonunda, bir yerde karşılaşmaz birbirleriyle âşıklar.
Her zaman birbirlerindedir onlar.
Perşembe
ES-SELÂM(cc)
Salı
EY SEVGİLİ

Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Uzatma dünya sürgünümü benim
Güneşi bahardan koparıp
Aşkın bu en onulmazından koparıp
Bir tuz bulutu gibi
Savuran yüreğime
Ah uzatma dünya sürgünümü benim
Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil
Ayaklarımdan belli
Lambalar eğri
Aynalar akrep meleği
Zaman çarpılmış atın son hayali
Ev miras değil mirasın hayaleti
Ey gönlümün doğurduğu
Büyüttüğü emzirdiği
Kuş tüyünden
Ve kuş sütünden
Geceler ve gündüzlerde
İnsanlığa anıt gibi yükselttiği
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Bütün şiirlerde söylediğim sensin
Şuna dedimse sen Leyla dedimse sensin
Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome’nin Belkıs’ın
Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin
Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için
Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini
Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini
Ey gönüllerin en yumuşağı en derini
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Yıllar geçti sapan olumsuz iz bıraktı toprakta
Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında
Çatı katlarında bodrum katlarında
Gölgendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba
Hep Kanlıca’da Emirgan’da
Kandilli’nin kurşuni şafaklarında
Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında
Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Ey çağdaş Kudüs (Meryem)
Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha)
Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında
Köle gibi satıldım pazarlar pazarında
Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında
Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında
Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında
Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda
Verilmemiş hesapların korkusuyla
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim
Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır
Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Sendan ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Sezai Karakoç
Cuma
BU AYAKLAR BENİM DEĞİLDİR ALIN
bir kızın saçları seni görmek kadar sana benziyordu
seni duymak kadar avuntulu
tutsandı arkama yaslanacaktım bu ayaklar benim değildir alın
mutsuz ve parasız yaşantılardan beri gemiler ayaksızlandılar bilmelisiniz
salt bir o değil, tut ki siz her şeyden sonra yaşamadığınız
SEN'li bir deniz görüyorsam, senli pencereler kadar güzel
en iyi ussuzlanmalıyım
kimselere soramıyorum
bakışların ellerince uzak
sen bir kez daha yoksun ya, korkmalarını ürkütüyorum işte
oysa tutarı yok denize varmalarım
KALKIP bir iki kadehten sonra seni düşünmeye varıyorum
sarhoşluğum artıyor gibi
kalkıp kentleri birleştiriyorum haritalardan yerinden
bunu yaptım mı benim ahır dağlarıma denizler büyüyor
ELİN YOK YA, ellerimde küçülmeler dökülmeler daha bilmem
EN uygarlığım gülüyor
tuttuk en gidip gelmeli yerlerinden günahlar
kim ne derse desin sen miydin
bak boş pencerelerini ıslansındı,
denize mavi mi gerek bırak yıldız oynayalım
en güzeline varsay ama en güzeline seni yakmak
yıldızlar yine gelebilirken
bak gitmelerine kansındı, avutsundu
SEN GÖZLERİNE IRAK OLMANIN
9 Ekim'958 Cahir Zarifoğlu
seni duymak kadar avuntulu
tutsandı arkama yaslanacaktım bu ayaklar benim değildir alın
mutsuz ve parasız yaşantılardan beri gemiler ayaksızlandılar bilmelisiniz
salt bir o değil, tut ki siz her şeyden sonra yaşamadığınız
SEN'li bir deniz görüyorsam, senli pencereler kadar güzel
en iyi ussuzlanmalıyım
kimselere soramıyorum
bakışların ellerince uzak
sen bir kez daha yoksun ya, korkmalarını ürkütüyorum işte
oysa tutarı yok denize varmalarım
KALKIP bir iki kadehten sonra seni düşünmeye varıyorum
sarhoşluğum artıyor gibi
kalkıp kentleri birleştiriyorum haritalardan yerinden
bunu yaptım mı benim ahır dağlarıma denizler büyüyor
ELİN YOK YA, ellerimde küçülmeler dökülmeler daha bilmem
EN uygarlığım gülüyor
tuttuk en gidip gelmeli yerlerinden günahlar
kim ne derse desin sen miydin
bak boş pencerelerini ıslansındı,
denize mavi mi gerek bırak yıldız oynayalım
en güzeline varsay ama en güzeline seni yakmak
yıldızlar yine gelebilirken
bak gitmelerine kansındı, avutsundu
SEN GÖZLERİNE IRAK OLMANIN
9 Ekim'958 Cahir Zarifoğlu
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

